Connect with us

Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “1 Temmuz itibarıyla başlamak üzere, sokağa çıkma kısıtlamalarını tümüyle kaldırıyoruz”

Published

on

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “1 Temmuz itibarıyla başlamak üzere, sokağa çıkma kısıtlamalarını tümüyle kaldırıyoruz. Müzikle ilgili sınırlamayı da daha ileri bir saat olan 24.00’e çekiyoruz. Şehirler arası seyahat kısıtlamaları ile şehir içi toplu taşıma araçlarındaki sınırlamalar sona eriyor. Kamu kurum ve kuruluşlarında normal mesai düzenine geçiliyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.

Toplantıda ele alınan konulara dair açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Aziz milletim, değerli basın mensupları; sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum.

NATO Zirvesiyle başlayan, Azerbaycan’da Bakü ve Şuşa’daki temaslarımızla devam eden, Antalya’daki iki ayrı uluslararası toplantı ve diğer çalışmalarla nihayetlenen yoğun bir haftayı geride bıraktık. Bugünkü Kabine Toplantımızda hem bu programları, hem de gündemimizdeki diğer hususları enine-boyuna değerlendirdik.

“TÜRKİYE, NATO’YA KARŞI SORUMLULUKLARINI BUGÜNE KADAR EKSİKSİZ YERİNE GETİRMİŞTİR”

Türkiye, İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan NATO’ya 12 kurucu devletin hemen ardından 13. üye olarak 1952 yılında katılmıştır. Ülkemiz karşı karşıya bulunduğu tehditlerle mücadele için NATO üyesi olurken, aynı zamanda demokrasiden ekonomiye uzanan geniş bir alanda da yeni bir tercihte bulunmuştur. NATO içinde Amerika’dan sonraki en büyük ikinci orduya ve en kritik stratejik konuma sahip olan Türkiye, ittifaka karşı sorumluluklarını bugüne kadar eksiksiz yerine getirmiştir.

Dünya soğuk savaş sonrası bölgesel krizler, terör, yakın dönemde de salgın gibi kritik sınamalarla yüzleşirken, NATO’nun üzerine inşa edildiği ittifak ve dayanışma ruhunun önemi bir kez daha görülmüştür. Yakın bölgemizde son 10 yılda yaşanan hadiseler karşısında NATO’nun güvenilir şemsiye konumunu yeteri kadar sergileyemediği bir gerçektir. Irak’tan Suriye’ye, Filistin’den Libya’ya, Kırım’dan Karabağ’a kadar nice can yakıcı meselede NATO kendisinden beklenen güçlü iradeyi ortaya koyamamıştır.

Brüksel’deki NATO Toplantısı, ittifakın küresel sınamalar karşısında daha etkin özellikle sorumluluklar üstlenmesine yönelik taleplerin arttığı bir atmosferde geçmiştir. İttifakın önümüzdeki 10 yıllık yol haritasını oluşturan NATO 2030 sürecini bu bakımdan önemli görüyoruz. Zirve boyunca gerçekleştirdiğimiz temaslarda NATO konseptinin askerî ve siyasi boyutlarıyla günümüz şartlarına ve beklentilerimize uygun şekilde geliştirilmesi gerektiğini muhataplarımızla paylaştık. Dayanışma ve beraberlik ruhuna vurgu yaparken ülkemizin terörle mücadele başta olmak üzere NATO’nun sorumluluk alanlarıyla ilgili önceliklerini de müttefiklerimizin dikkatine tekrar sunduk. Kimi NATO üyelerinin kapıldıklarını gördüğümüz iyi terörist-kötü terörist ayrımının ne kadar yanlış, tehlikeli ve çarpık bir anlayışı yansıttığını her vesileyle açıkça ifade ettik.

“DEAŞ’A KARŞI TEK GERÇEK VE NETİCE VERİCİ MÜCADELEYİ TÜRKİYE’NİN YAPTIĞINI HERKESE HATIRLATTIK”

Suriye’de bir dönem ittifakın en önemli sorunu olarak gösterilen DEAŞ’a karşı tek gerçek ve netice verici mücadeleyi Türkiye’nin yaptığını herkese hatırlattık. Bu çerçevede 9 bine yakın yabancı savaşçıyı sınır dışı ettiğimizi, 100 binden fazla kişiye de ülkemize giriş yasağı koyduğumuzu söyledik. Ülkemizin bu gayretine rağmen güney sınırlarımızda bir başka terör örgütü üzerinden tehlikeli bir yapı oluşturma çabalarına asla izin vermeyeceğimizi kararlılıkla hatırlattık.

Türkiye’nin kendi sınırları içinde ve sınırları ötesinde 9 milyonu bulan sığınmacıya sağladığı desteğin ve güvenliğin önemine işaret ederek bu konuda daha samimi ve güçlü katkı beklediğimizi anlattık.

Ayrıca, Kuzey Afrika, Doğu Akdeniz, Kafkasya gibi bölgelerde barışın, huzurun, istikrarın hâkim olması için aldığımız inisiyatifleri ve elde ettiğimiz başarıları müttefiklerimizin dikkatine tekrar getirdik. Bu zirvede bir kez daha görülmüştür ki Türkiye’siz bir NATO’nun bırakınız mevcut gücünü korumayı, varlığını sürdürmesi dahi oldukça güçtür. NATO’dan ve müttefiklerden her alanda ülkemizin bu önemine ve katkısına uygun bir yaklaşım beklediğimizin altını bir kez daha çiziyoruz.

Salgın süreci tıpkı Birleşmiş Milletler gibi NATO’nun da dünyadaki yeni gerçeklere uygun şekilde kendini geliştirmesi gerektiği tespitimizin haklılığını ispatlamıştır. Türkiye en çok desteğe ihtiyaç duyduğu dönemde yalnız bırakılmış olmasına rağmen NATO’nun küresel güvenliğin tesisi ve korunması hususundaki önemini kabul etmektedir. Bu anlayışla yükümlülüklerimizi yerine getirmeyi sürdürürken bir daha benzer sıkıntılar yaşanmaması hususundaki tespit ve tekliflerimizi her platformda tekrarlamayı sürdüreceğiz.

Ülke olarak kazandığımız her başarının, tespit ve tekliflerimizin diğer müttefikler tarafından daha dikkatle ve olumlu şekilde değerlendirilmesini sağladığını görüyoruz. İnşallah önümüzdeki dönemde hem ittifakla, hem de müttefiklerimizle daha yakın ve yapıcı bir iş birliği içinde olacağız. Yaptığımız tüm temaslarda bu anlayışın ipuçlarını müşahede ettik.

NATO ZİRVESİ MARJINDA İKİLİ GÖRÜŞMELER

Aziz milletim, NATO Zirvesi marjında çeşitli ülkelerin liderleriyle çok daha kapsamlı meseleleri ele aldığımız görüşmeler yaptık. Bu çerçevede 13 Haziran’da Litvanya Cumhurbaşkanı –tek tek hepsini de sayacağım- Sayın Nauseda ile Letonya Cumhurbaşkanı Sayın Levits’le, Macaristan Başbakanı Sayın Orban’la görüşmeler yaptım. Zirve günü olan 14 Haziran’da ise Fransa Cumhurbaşkanı Sayın Macron’la, Birleşik Krallık Başbakanı Sayın Johnson’la, Almanya Şansölyesi Sayın Merkel’le, İspanya Başbakanı Sayın Sanchez’le, Hollanda Başbakanı Sayın Rutte’yle, Yunanistan Başbakanı Sayın Miçotakis’le ve son olarak da Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Sayın Biden’la bir araya geldik. Ayrıca zirve sırasında pek çok ülke temsilcileriyle kısa süreli sohbet etme imkânı bulduk. Öncelikle bu görüşmelerin tamamının da taraflar bakımından olumlu ve yapıcı bir iklimde geçtiğini belirtmek isterim.

Bugüne kadar çeşitli gerilimler yaşadığımız kimi isimler başta olmak üzere bir araya geldiğimiz tüm liderlerle ülkelerimiz arasındaki ilişkilerin iş birliği alanları üzerinden gidilerek geliştirilmesi hususunda mutabık kaldık. Bilhassa Sayın Macron, Sayın Miçotakis ve Sayın Biden’la doğrudan temaslarımızı sıklaştırma kararı aldık. Bu sayede ülkelerimiz arasındaki yaşanacak muhtemel sorunları ve küresel gelişmeleri süratle görüşerek çözüm yollarını bulma kararlılıklarımızı karşılıklı olarak ifade ettik.

Sayın Biden’la yaptığımız görüşme, kendisiyle görece geldikten sonraki ilk yüz-yüze temasımız olması bakımından ayrıca önemliydi. Yaklaşık 17 yıllık bir geçmişimiz olan Sayın Biden’la bu defa Amerika Birleşik Devletleri Başkanı sıfatıyla ülkelerimiz arasındaki ilişkilerde yeni bir dönemi başlatmak üzere bir araya geldik. Bu görüşmede elbette ülkelerimiz arasındaki bilinen sorunları karşılıklı olarak ifade ederek karşılıklı pozisyonlarımızı tekrar ortaya koyduk. Ancak sadece bununla kalmadık, asıl bundan sonraki iş birliği alanlarımız hususunda kendisiyle çok daha kapsamlı ve verimli görüş alışverişinde bulunduk. Hem baş-başa, hem heyetlerarası görüşmelerimizde muhatabımızla Amerika ile üstesinden gelinemeyecek hiçbir meselemizin bulunmadığı, tam tersine iş birliği alanlarımızın çok daha geniş ve karlı olduğu üzerinde mutabık kaldık. Nitekim Sayın Biden da görüşme sonrası yaptığı açıklamalarda bu yöndeki değerlendirmelerini kamuoyuyla paylaştı.

“ÜLKEMİZİN HİÇBİR DEVLETLE KURDUĞU İLİŞKİ DİĞERLERİNİN ALTERNATİFİ DEĞİLDİR”

Amerika ile diyalog kanallarımızı her düzeyde güçlendirmek suretiyle Sayın Biden’la yakaladığımız bu güzel iklimi ülkelerimiz bakımından maksimum faydaya dönüştürmekte kararlıyız. Gerek ikili yaptığımız görüşme, gerek daha sonra heyetlerarası yapmış olduğumuz görüşmelerle bundan sonraki süreçte belirlediğimiz isimlerle önce kendileri bir araya gelsin, ardından da biz bir araya gelelim kararına vardık. Aramızdaki sorun başlıklarını ise karşılıklı hassasiyetlerimiz ve beklentilerimiz ekseninde zaman içinde çözüme kavuşturacağımıza inanıyoruz.

Türkiye’nin tek talebi; siyasi ve ekonomik her alandaki egemenlik haklarına saygı duyulması, sınırları içinde ve dışında terör örgütleriyle yürüttüğü mücadeleye destek verilmesidir. Bu şartla her ülkeyle olduğu gibi Amerika’yla da yakın müttefiklik ilişkileri kurmaya ve geliştirmeye hazırız.

Ülkemizin hiçbir devletle kurduğu ilişki diğerlerinin alternatifi değildir. Tam tersine iş birliği arayışlarımızın hepsini de kendimiz, muhataplarımız, bölgemiz ve tüm insanlık için birbirlerinin tamamlayıcısı olarak görüyoruz. Bu anlayışla Amerika Birleşik Devletleri’yle de olumlu ve yapıcı bir temelde yeni bir dönemin kapılarını araladığımıza inanıyoruz.

“ŞUŞA’YA GİDERKEN İŞGAL VE SAVAŞ DÖNEMİNİN YIKIMLARINI BİZZAT GÖRME İMKÂNI BULDUK”

Aziz milletim; NATO Zirvesinin yapıldığı Brüksel’den Azerbaycan’daki programlarımız için Salı günü sabaha yakın geç vakit de olsa Bakü’ye ulaştık. Birkaç saat sonra da Azerbaycan Cumhurbaşkanı gardaşım Aliyev’le birlikte işgalden kurtarılan Şuşa şehrine hareket ettik. Hem Brüksel’den birlikte geldiğimiz, hem de doğrudan Azerbaycan’a intikal etmiş olan heyet üyelerimizle birlikte karayoluyla Şuşa’ya giderken işgal ve savaş döneminin yıkımlarını, acılarını, sonuçlarını bizzat görme imkânı bulduk. Yaklaşık 30 yıl süren işgal döneminde Karabağ ve gasp edilen Azerbaycan topraklarına tek çivi çakılmadığı gibi, var olan mirasın da hoyratça tahrip edildiğini gördük. Her tarafın nasıl yıkıldığını, nasıl yakıldığını gördük. Ve bütün bunlarla beraber bunların kalkıp özellikle dünyaya, birinci derecede Batıya; gelin lütfen Karabağ’ı görün. Minsk Üçlüsünün özellikle buraları tekrar tekrar görmesi lazım, gelin görün. Kim nereleri 30 yılda ne hale getirmiş bunu görün. Altyapının ya hiç olmadığı ya da tümüyle bozulduğu, tarihi ve kültürel eserlerin, evlerin, hatta ağaçların yakılıp yıkıldığı bu güzel coğrafyayı yeniden ayağa kaldırma çalışmalarına da şahit olduk. Çoğu Türkiye menşeili firmaların 5-6 ay gibi kısa bir sürede bizim Karadeniz Bölgemize benzeyen zor bir coğrafyada başardıkları önemli işleri görünce ülkemiz adına gurur duyduk.

Yolların açılmaya, tünellerin yapılmaya başlandığı, şehir ve üretim altyapısının yeniden inşa edildiği bu bölgenin en geç bir yıl içinde tamamen yepyeni bir çehreye kavuşmuş olacağına inanıyorum. Ve Sayın İlham Aliyev’de bu kararlılığı gördüm, bu inancı gördüm ve bununla birlikte de inşallah bu bölgenin bir yıl içerisinde ayağa kalkacağına da şahit olacağız.

Bir kartal yuvası gibi yalçın kayaların üzerinde kurulu Şuşa’da Azerbaycanlı kardeşlerimizin azatlık sevincine biz de ortak olduk. Penahali Han devrinden kalma tarihi bölgedeki valilik binasındaki resmi görüşmelerimizi yaptık. Ardından Cıdır Düzü’nde hayranlık verici bir manzaranın eşliğinde Azerbaycanlı gençlerimizin sergiledikleri gösterileri izledik.

Şuşa, Karabağ savaşında en son kurtarılan, en çok mücadele verilen yerlerden biridir. Azerbaycan tarihine damga vurmuş pek çok sanat, kültür, bilim erbabı Şuşa’dan çıkmıştır. Hankendi’ne hâkim bir tepede yer alan Şuşa’daki yüzlerce tarihî eser bölgeye vurulan Türk mührünü kazımak için vandalca ortadan kaldırılmıştır.

“TÜRKİYE OLARAK BİZ DE ÜZERİMİZE DÜŞEN HER ŞEYİ YAPIYORUZ”

Şuşa’nın azatlığa kavuşması, Azerbaycan halkı için sadece bir toprak kazanımı olmanın ötesinde anlama sahiptir. İnşallah bu güzel şehir başta olmak üzere işgalden kurtarılan tüm Karabağ ve Azerbaycan topraklarının en kısa sürede mahmur edilerek bölgenin asıl kimliğine yeniden kavuşturulacağı günler yakındır. Şuşa’yla birlikte Fuzuli, Cebrail, Zengilan, Gubadlı, Laçin, Kelbecer, Ağdam, Hocavend şehirleri de aynı şekilde hızla mamur edilecektir.

Yıllarca vatan hasreti çeken Azerbaycanlı muhacir kardeşlerimizin en kısa sürede evlerine dönebilmeleri için Türkiye olarak biz de üzerimize düşen her şeyi yapıyoruz, yapmayı sürdüreceğiz. Karabağ’a yeniden hayat vermenin yanında, Azerbaycanlı kardeşlerimizin bir daha böyle felaketler yaşamaması için de bir millet 2 devlet ruhuna uygun şekilde tedbirlerimizi alıyoruz.

Gardaşım Aliyev’le birlikte imzaladığımız ve dünyaya ilan ettiğimiz Şuşa Beyannamesi’yle ilişkilerimizde yeni bir dönemi başlattık. Bu beyanname çerçevesinde pek çok anlaşmayı çok yakın zamanda Türkiye ve Azerbaycan olarak imza altına alacak, böylece kardeşliğimizin hukuki temelini daha da güçlendireceğiz.

Şuşa Başkonsolosluğu’muzun en kısa sürede açılmasından Zengezur Koridorunun bir an önce işlemeye başlamasına kadar gündemimizdeki her bir başlığı kararlılıkla ve hızla hayata geçireceğiz. Önümüzdeki aylarda ülkemizde gerçekleştireceğimiz Yüksek Düzeyli Stratejik İş Birliği Toplantısı’nda bu hususlarla ilgili somut adımların çoğunu atmayı planlıyoruz.

“AZERBAYCAN’IN YANINDA OLACAĞIMIZI TÜM DÜNYAYA BİR KEZ DAHA İLAN ETTİK”

Çarşamba günü de Azerbaycan Millî Meclisine misafir olduk. Zafer sevincini oradaki milletvekilleriyle birlikte adeta yeniden yaşadığımız bu ziyarette Azerbaycan’ın hep yanında olduğumuzu ve hep yanında olacağımızı tüm dünyaya bir kez daha ilan ettik. Karabağ zaferinin Azerbaycan ve bölge için ne anlama geldiği önümüzdeki yıllarda daha iyi anlaşılacaktır. Burası dünyayı kendi siyasi ve ekonomik hırslarının aracı haline getirenlerin oyunlarının kırıldığı inşallah yer olacaktır.

Bölgenin yeniden huzura ve istikrara kavuşmasından en çok faydayı sağlayacaklardan biri de şayet önüne çıkan fırsatı değerlendirebilirlerse Ermenistan olacaktır.

Aynı gün bölgede görev yapan askerlerimizden bir grupla bir araya gelerek sohbet ettik. Akşam da Türkiye-Galler maçını seyrettikten sonra Antalya’ya gitmek üzere Azerbaycan’dan ayrıldık. Orada geçirdiğimiz 2 gün boyunca Azerbaycanlı kardeşlerimizin bize olan samimi muhabbeti bizi ayrıca mutlu etti. İnşallah bu süreci hep birlikte Kafkaslarda yeni bir dönemin başlangıcı haline getireceğiz.

Aziz milletim; Perşembe günü Antalya’da 3’üncü defa Başkanlığını üstlendiğimiz Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci’nin zirve toplantısını gerçekleştirdik. Güneydoğu Avrupa Bölgesinden 8 devlet ve hükûmet başkanıyla çeşitli düzeylerde 15 temsilcinin katıldığı bu zirve, örgütün 25. kuruluş yıl dönümü olması sebebiyle ayrıca anlamlıydı.

İşbirliği Süreci, bölgedeki 13 ülkenin tamamının aynı masa etrafında toplandığı yegâne oluşumdur. Kurulduğu günde beri bölgedeki siyasi sorunların diyalog yoluyla çözümü konusunda önemli bir misyon üstlenen bu yapının daha da geliştirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Türkiye’nin bölgenin barış ve istikrarına verdiği öneme uygun şekilde yürütülen projelere en kapsamlı desteği biz sağlıyoruz.

Belgrad-Saraybosna Otoyolundan göç ve salgın gibi pek çok ortak meselemizi zirve toplantılarında ele aldık.

Avrupa Birliği’nin genişleme sürecinde ortaya çıkardığı Batı Balkanlar kavramı ile Türkiye’nin bölgeden dışlanma girişimlerinin üye ülkeler tarafından benimsenmediğini memnuniyetle gördük. Üye ülkeler olarak aramızda bölgesel sahiplenme ve kapsayıcılık ilkeleri çerçevesinde çözemeyeceğimiz hiçbir sorununun bulunmadığı düşüncesiyle iş birliği ortamını geliştirmek için çalışıyoruz. Bu vesileyle, zirveye katılan tüm misafirlerimize teşekkür ediyorum.

ANTALYA DİPLOMASİ FORUMU

Cuma günü ise ülkemizin uluslararası alanda önemli bir markası hâline dönüştüreceğine inandığım Antalya Diplomasi Forumuna katıldık. Foruma salgının yol açtığı pek çok zorluğa rağmen oldukça üst düzey ve yoğun bir katılım oldu. Antalya’ya gelen 11 devlet ve hükûmet başkanı, 45 dışişleri bakanı ve bakan, 60’a yakın uluslararası örgüt temsilcisi, iş ve akademi dünyasıyla sivil toplum kuruluşlarından isimler 25 ayrı etkinlikte görüş alış verişinde bulundular. Dışişleri Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu başta olmak üzere, salgın dönemi başladıktan sonra gerçekleştirilen bu en kapsamlı uluslararası toplantının ülkemize ve Antalya’ya kazandırılmasında emeği geçen herkesi tebrik ediyorum.

Forumunun açılış konuşmasında dünyanın karşı karşıya bulunduğu sorunların büyüklüğü ve çeşitliliğinin uluslararası alanda dayanışma ve iş birliğinin önemini artırdığını ifade ettik. Salgın döneminde yaşananlar bu gerçeği bir kez daha gösterdi. İnsanlığın tamamını tehdit eden böylesine hayati bir krizde iş birliği yerine korumacı ve rekabetçi politikaların öne çıkmış olması üzerinde uzun uzun durulması düşünülmesi gereken bir çarpıklıktır.

Küresel, siyasi ve ekonomik sistemin yeniden yapılanma ihtiyacı bu süreçte tekrar gündeme gelmiştir. Türkiye olarak ‘dünya 5’ten büyüktür’ ifadesiyle uzun süredir dile getirdiğimiz yapısal dönüşüm tekliflerimizi burada bir kez daha ifade ettik.

Ülkemizle ilgili gündeme getirilen eksen tartışmalarının gerisinde ortaya koyduğumuz insan öncelikli diplomasi dili ve uygulamalarının kimi çevrelerde yol açtığı hazımsızlık vardır. Buna rağmen biz doğru bildiğimiz yolda ilerlemeyi, kendimiz, dostlarımız ve tüm insanlık için en hayırlı, en adil, en hakkaniyetli, en iyi olanı talep etmeyi sürdüreceğiz. Dünyanın en kadim devlet geleneğine, dolayısıyla da diplomasi kültürüne sahip ülkelerinden biri olarak, öncelik verdiğimiz coğrafyalarda kendimize yakışır şekilde mücadeleye devam edeceğiz.

Antalya Diplomasi Forumu’nun siyasetçileri, akademisyenleri, sivil toplum kuruluşlarını, iş dünyasını ve gençleri kucaklayan yapısıyla küresel sistemin istikametini belirlemede önemli rol oynayacağına inanıyorum.

Cumartesi günü de yine Antalya’da NG Phaselis Otelinin açılışına, -yaklaşık 1,5 milyar liralık maliyetle böyle bir açılışa- ardından Antalya İl Teşkilatımızın Genişletilmiş İl Divanı Toplantısı’na katıldık. Aynı gün akşam da gençlerimizle canlı bağlantı üzerinde keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

“TÜRKİYE, SALGIN DÖNEMİNİN PARLAYAN YILDIZI OLMUŞTUR”

Aziz milletim, salgında yaşanan gelişmeler ve bu çerçevede ülkemizin izlediği yol haritası Kabine gündemimizin yine ilk konusunu oluşturuyordu. Türkiye, sağlık hizmetlerinden gıda zincirinin devamlılığına, kamu güvenliğinden sosyal dayanışmaya kadar her alanda, salgın döneminin parlayan yıldızı olmuştur. Hükûmet olarak aldığımız tedbirlerden etkilenen her kesimin üzerindeki yükü hayata geçirdiğimiz destek ve teşvik paketleriyle azalttık. Kısıtlamaları üretim ve istihdam üzerinde olumsuz etki yapamayacak şekilde uyguladık.

Sanayi üretimimiz yükselişini düzenli olarak sürdürüyor. Nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 12,5 olarak gerçekleşen yüksek teknoloji ürünleri üretimindeki artış ayrıca sevindiricidir. Milli teknoloji hamlesi vizyonuyla ülkemizi yüksek teknolojili ürünlerin pazarı değil üreticisi yapma yolunda adım adım ilerliyoruz. Bu gelişmelere paralel olarak, sanayi sektöründeki kayıtlı istihdam 4 milyon 700 bin sınırına dayanarak tüm zamanların en yüksek seviyesin ulaştı.

Tarımda yaşanan kuraklık sebebiyle ortaya çıkacak muhtemel sıkıntılara karşı tedbirlerimizi aldık, alıyoruz. Salgın ve kuraklık nedeniyle ortaya çıkan durumu istismar ederek hububat ile et, süt, yem fiyatlarını aşırı şekilde yükseltmeye çalışanlara da izin vermeyeceğiz, gerekli dersi vereceğiz. Toprak Mahsulleri Ofisi’mizi en etkin şekilde devreye sokarak uygun fiyatlı yem ham maddesi satışını Temmuz ayında başlatıyoruz.

Salgın döneminde işlerine ara vermek veya sınırlandırmak zorunda kalan esnaflarımızı kısa çalışma ödeneğinden kira ve ciro desteğine kadar pek çok yöntemle destekledik.

Diğerleriyle uyumlu şekilde turizm sektörüne verdiğimiz KDV desteğini de bir ay daha uzatıyoruz.

“YAPTIĞIMIZ AŞI SAYISI 43 MİLYON DOZA YAKLAŞMIŞTIR”

Aşılamada dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer aldık. Haziran ayıyla birlikte aşılamayı hızlandırarak Türkiye’nin bu cendereden bir an önce kurtulabilmesi için ne gerekiyorsa yaptık, yapacağız. Hamdolsun bu konuda oldukça iyi bir yere geldik. Bugün itibariyle yaptığımız aşı sayısı 43 milyon doza yaklaşmıştır. Son 1 haftada nüfusuna oranla dünyada en çok aşı yapan ülke konumundayız. Son olarak 30 yaşa kadar indirdiğimiz aşılama faaliyetlerini aynı hızla sürdüreceğiz. Hedefimiz, birkaç hafta içinde aşılamayı 18 yaş üzerindeki nüfusumuzun tamamına açmaktır. Böylece Türkiye’nin salgın krizini en az sıkıntıyla ve ilk atlatan ülkelerden biri olmasını sağlamak istiyoruz. Virüsün yeni varyantları sebebiyle dünyadaki sıkıntılar bir müddet daha devam edecek olsa da, Türkiye inşallah bu süreci de başarıyla geride bırakacaktır.

Biz birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize sahip çıktıkça Allah’ın izniyle üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir mesele yoktur.

Bilindiği gibi geçtiğimiz ayın sonunda yaptığımız son kabine toplantımızın ardından Haziran’la birlikte başlayacak yeni dönem uygulamalarını kamuoyuyla paylaşmıştık. Bugünkü toplantımızda da önümüzdeki dönemde uygulamaya geçireceğimiz kimi hususların istişaresini yaptık.

Bu çerçevede tamamı da 1 Temmuz itibarıyla başlamak üzere sokağa çıkma kısıtlamalarını tümüyle kaldırıyoruz. Müzikle ilgili sınırlamayı da daha ileri bir saat olan 24.00’e çekiyoruz. Kusura bakmasınlar, gece kimsenin kimseyi rahatsız etmeye hakkı yoktur. Şehirlerarası seyahat kısıtlamaları ile şehir içi toplu taşıma araçlarındaki sınırlamalar sona eriyor. Kamu kurum ve kuruluşlarında normal mesai düzenine geçiliyor.

Kamu ve özel sektördeki iş ve işlemlerin tamamında Sağlık Bakanlığının hazırladığı salgın yönetimi ve çalışma rehberlerine uyulması hassasiyetle takip edilecek. HES kodu uygulaması yaygınlaştırılarak sürdürülecektir. Konuyla ilgili diğer ayrıntılar İçişleri Bakanlığımızın genelgesinde yer alacak.

Tüm bu kararların ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Tabii bu güzel gelişmelerin devamı için milletçe tedbirlere uymayı sürdürmemiz gerekiyor.

Sırası gelen herkesin aşı olması hayati öneme sahiptir. Vatandaşlarımdan aşı konusundaki manipülasyonlara itibar etmemelerini, bu konuda bilim insanlarına kulak vermelerini istiyorum. Biz de aşımızı olarak bilim insanlarımıza olan güvenimizi gösterdik.

Yerli aşı çalışmalarında da birkaç ay içinde yaygın kullanıma geçebilecek seviyeye gelmeyi ümit ediyoruz. Temizlik, maske ve mesafe kurallarına riayet ederek bu musibetin üstesinden hep birlikte geleceğiz.

Bu vesileyle salgının başladığı tarihten bugüne kadar canla başla fedakârca göreve yapan sağlık çalışanlarımız ve güvenlik güçlerimiz başta olmak üzere herkese şahsım, milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Bir kez daha hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Kalın sağlıcakla.”

DAHA FAZLA HABER
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Dünya

Fiat 500, İngiltere’de “En İyi Şehir Otomobili” Seçildi

Published

on

Yeni Fiat 500 bir ödül daha kazandı. Fiat markasının ikonik modeli, 2022 İngiltere Yılın Otomobili (UKCOTY) ödülleri kapsamında “En İyi Şehir Otomobili” seçildi. İngiltere’nin 29 saygın otomotiv gazetecisinden oluşan jürinin oylarıyla ödüle layık görülen 500, böylece dokuz farklı kategorinin galibi ile mücadele ederek “2022 İngiltere’de Yılın Otomobili” unvanı için yarışmaya hak kazandı. Fiat 500, gerek bir Cabrio versiyona sahip olması gerekse ikonik ve çekici tasarımıyla İngiliz jürinin puanlarını aldı. Yeni ve tamamen elektrikli 500’ün bu yıl altıncı kez düzenlenen “İngiltere’de Yılın Otomobili Ödülleri”’nde “En İyi Şehir Otomobili” seçilmesinde, batarya verimliliği ve ayrıca rekabetçi fiyatı da önemli bir rol oynadı.

Değerlendirmesine “Yeni 500 ile bir ödül daha aldığımız için gururluyuz” diyerek başlayan Fiat CEO’su ve Stellantis Global CMO’su Olivier Francois “Fiat 500, marka mirası ve kültüre dayanan gerçek bir inovasyon örneği. Yeni ve tamamen elektrikli 500 ile Fiat’ın geçmişinin en iyi yönlerini gözler önüne sererken, aynı zamanda, gezegenimizin korunmasına yardımcı olmak için geleceğe odaklandık. Fiat olarak çabamız, daha iyi bir gelecek inşa etmeye yardımcı olmak için kentsel ulaşım dünyasında lider bir oyuncu olarak gücümüzü ortaya koymak. Bunu; İtalyan Dolce Vita (Tatlı Hayat) dokunuşunu insanların hayatlarına dahil ederek, kendimize özgü ve benzersiz bir tarzda yapıyoruz. Böylece insanlar hayatın güzelliğinin tadını çıkarırken, sıfır emisyon da hedefleyebiliyor” dedi.


UKCOTY jüri üyesi Alex Grant ise yeni 500’ün, elektrikliye geçiş için mükemmel bir araç olduğunu vurguladı. Fiat 500’ü farklı kullanıcılara hitap eden opsiyonlarıyla çevik, verimli bir şehir otomobili ve piyasadaki ilk sıfır emisyonlu Cabrio olduğuna da değindi. UKCOTY jüri üyesi ve serbest otomotiv gazetecisi Guy Bird ise 500’ü 1957 ikonunun bir başka harika yorumu olarak değerlendirirken; yeni Fiat 500’ün orijinal ruhunu korurken zamana mükemmel şekilde ayak uydurduğunu söyledi.

DAHA FAZLA HABER

Dünya

Pegasus, IATA Travel Pass’i misafirlerinin kullanımına sunan ilk hava yolları arasında

Published

on

Pegasus, IATA Travel Pass uygulamasının pilot çalışmalarını başarıyla tamamlayarak, IATA’ya üye olan ve dünyada bu uygulamayı yurt dışı uçuşlarında misafirlerinin kullanımına sunan ilk hava yolları arasında yer aldı.

Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA) ile sözleşme imzalayarak IATA Travel Pass uygulamasını Türkiye’de pilot olarak başlatan ilk hava yolu olan Pegasus, pilot çalışmalarını başarıyla tamamlayarak dünyada bu uygulamayı yurt dışı uçuşlarında misafirlerinin kullanımına sunan ilk hava yolları arasında yer aldı. Misafirlerin COVID-19 testi, aşı sertifikası gibi yurt dışı seyahatlerde gerekli sağlık belgelerini dijital olarak saklamasına ve yönetmesine olanak tanıyan IATA Travel Pass, Pegasus’un birçok ülkeye gerçekleştirilen yurt dışı uçuşlarında kullanılabiliyor. Pegasus misafirleri, ücretsiz olarak indirebilecekleri IATA Travel Pass uygulamasıyla, hava yolu seyahatlerine güvenle devam edebiliyor.

Sağlık bilgilerinin doğrulanmasını tek bir uygulamada birleştiren IATA Travel Pass uygulaması, misafirlerin COVID-19 pandemisine bağlı olarak değişkenlik gösteren ülke giriş koşullarını karşıladıklarını güvenli ve kolay bir şekilde doğrulamalarını sağlıyor. Sağlık verilerinin hassas doğası göz önünde bulundurularak tasarlanan uygulama kapsamında, veriler herhangi bir merkezi veri tabanı yerine misafirlerin kendi cep telefonlarında saklanıyor. Böylece misafirler, kişisel bilgilerinin paylaşımı üzerinde tam kontrole sahip oluyor.

Pegasus Hava Yolları Hakkında:

1990 yılında havacılık sektörüne giriş yapan Pegasus, 2005’te ESAS Holding tarafından satın alınarak düşük maliyetli iş modelini benimsedi. Türkiye’nin lider düşük maliyetli hava yolu olan Pegasus, hava yolu ile yolculuğun herkesin hakkı olduğuna olan inancıyla ve uyguladığı “low cost (düşük maliyetli hava yolu)” modeliyle misafirlerine uygun fiyatlı ve genç uçaklarla seyahat etme imkânı sağlıyor. 2018 itibarıyla “Türkiye’nin Dijital Hava Yolu” söylemiyle faaliyet gösteren Pegasus, misafirlerini 36’sı yurt içinde, 86’sı yurt dışında olmak üzere toplam 45 ülkede 122 noktaya ulaştırıyor; İstanbul Sabiha Gökçen üzerinden Türkiye ile Avrupa, Kuzey Afrika, Ortadoğu, Rusya, Orta Asya arasında bağlantılı uçuşlar gerçekleştiriyor. Pegasus, misafir deneyimini odak alan yaklaşımıyla onların seyahat deneyimlerini kolaylaştıracak dijital teknolojiler ve benzersiz yenilikler sunuyor.

DAHA FAZLA HABER

Dünya

Dev Yatırımlar | Cumhurbaşkanı Erdoğan, Milli Savunma Bakanlığı Ay Yıldız Projesi Temel Atma Töreni’ne katıldı

Published

on

“30 Ağustos ruhunu nesilden nesile aktararak istiklalimize ve istikbalimize sahip çıkmaktaki kararlılığımızı tüm dünyaya göstereceğiz” Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Savunma Bakanlığı Ay Yıldız Yerleşkesi temel atma töreninde yaptığı konuşmada, “İnşallah bundan sonra da 30 Ağustos ruhunu nesilden nesile aktararak istiklalimize ve istikbalimize sahip çıkmaktaki kararlılığımızı tüm dünyaya göstermeye devam edeceğiz. Bir kez daha milletimin ve kahraman ordumuzun 30 Ağustos Zafer Bayramını tebrik ediyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Millî Savunma Bakanlığı Ay Yıldız Yerleşkesi temel atma törenine katıldı.

Sözlerine Dumlupınar Zaferi’nin 99. yıl dönümünü kutlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “26 Ağustos 1922 tarihinde başlayan ve 9 Eylül’de düşmanın İzmir’den denize dökülmesiyle sonuçlanan Büyük Taarruz’un en önemli safhası olan Dumlupınar Zaferi’nin 99. yıl dönümünü tebrik ediyorum. Bu savaşı Osmanlı’nın en büyük zaferlerinden biri olan Sırpsındığı’na benzeterek ‘Rumsındığı’ diye adlandıran ordularımızın Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal başta olmak üzere büyük zaferin kazanılmasında emeği geçen kahramanlarımızın her birini rahmetle, şükranla yâd ediyorum” ifadelerini kullandı.

“MİLLETİMİN VE KAHRAMAN ORDUMUZUN 30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI’NI TEBRİK EDİYORUM”

Gerek bu zaferde gerekse İstiklal Harbi’nin tamamında gözlerini kırpmadan canlarını feda eden şehitlere Allah’tan rahmet dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kahraman ordumuz 14 gün gibi kısa bir sürede düşmanı Anadolu’nun ortalarından İzmir’e kadar sürmeyi başararak tarihte eşine ender rastlanacak bir başarıya imza atmıştır. Bu başarının tesadüf olmadığını son yıllarda sınır ötesinde ardı ardına yaptığımız harekâtlarla bir kez daha gösteren kahraman ordumuz, milletimizi Anadolu’dan söküp atma heveslerini kursaklarda bırakmayı sürdürmüştür. İnşallah bundan sonra da 30 Ağustos ruhunu nesilden nesile aktararak istiklalimize ve istikbalimize sahip çıkmaktaki kararlılığımızı tüm dünyaya göstermeye devam edeceğiz. Bir kez daha milletimin ve kahraman ordumuzun 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı tebrik ediyorum. Şunu unutmayalım, bizim kınalı yavrularımız bitmedi, var ve bundan sonra da olacak.”

Bugün böyle anlamlı bir günde Ay Yıldız Projesi’nin temel atma töreni vesilesiyle bir araya gelmelerini de önemli bir mesaj olarak gördüğünü belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığının 1930’lu yıllarda dönemin şartları ve ihtiyaçlarına göre inşa edilen Kızılay semtindeki binalarda faaliyet gösterdiğini hatırlattı.

Kara Kuvvetleri binasının 1937, Deniz ve Hava Kuvvetlerinin müşterek binalarının 1960 yılında inşa edildiğini, Hava Kuvvetlerinin 1985 yılında ayrı bir binaya taşındığını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin gelişen ve değişen savunma ihtiyaçlarının, tüm birimlerin ortak bir çatı altında güçlü bir altyapı ile yakın koordinasyon içinde faaliyet göstermesini mecburi hâle getirdiğini bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunu Millî Savunma Bakanı, Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarıyla enine boyuna değerlendirdiğini aktararak, “Artık bize bir müşterek merkez gerekiyor dedik. Bu müşterek merkezden hem yatırım hem harcamalar hem her yönüyle özellikle de savunma noktasında bize öyle bir merkez gerekiyor ki bu merkezle beraber biz daha bulunduğumuz yerden dünyaya farklı bir sinyal verelim. Hele hele siber güvenliğin, siber savunmanın konuşulduğu böyle bir dönemde bize işte şu anda temelini atacağımız böyle bir Ay Yıldız Projesi yakışır dedik ve inşallah bugün de bu temeli beraber atıyoruz. Rabim yar yardımcımız olsun” diye konuştu.

“Ay Yıldız Projesi ile Millî Savunma Bakanlığımızı, Genelkurmay Başkanlığımızı, tüm kuvvet komutanlıklarımızı bir araya toplamış oluyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada inşa edilecek binaların en son teknolojiyle donatılmanın yanında çevreye duyarlılığıyla da öne çıkacağını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Merkezi bir savunma sistemini, müşterek bir savunma sistemini bulunduracağız” dedi.

“TÜRKİYE’NİN SAVUNMA İHTİYAÇLARINA CEVAP VERECEK BU GÜZEL PROJENİN HAYIRLI OLMASINI DİLİYORUM”

Yaklaşık 12,6 milyon metrekarelik arazi üzerinde konumlandırılan proje kapsamında 890 bin metrekare kapalı alan inşa edileceğini ve bu sayede 15 bin kişiye hizmet verebileceğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Artık Kızılay’ın içinde dağınık, sağda solda böyle bir Millî Savunma Bakanlığı, Türk Silahlı Kuvvetleri olmayacak. Az önce ekranda da izlediniz her şeyiyle, duruşuyla düşmana korku, dosta güven veren bir yapıyı burada meydana getirmiş olacağız” ifadesini kullandı.

Projeye adını veren hilal şeklindeki yapıda farklı kapasitelerde konferans salonları bulunacağına, ortasında da 23 bin metrekarelik bir tören alanı yer alacağına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bölgesinin ve dünyanın yükselen yıldızı Türkiye’nin savunma ihtiyaçlarına cevap verecek bu güzel, muhteşem projenin milletimize, ülkemize ve ordumuza hayırlı olmasını diliyorum. Kahraman ordumuzun gücüne güç ekleyeceğinden şüphe etmediğim bu projenin aynı zamanda başkentimize ve bu bölgeye ayrı bir değer katacağına inanıyorum” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, projede emeği geçen ve geçecek herkese teşekkür etti. Özellikle mimarları ve mühendisleri kutlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, müteahhit firmaya da inandığını ve güvendiğini, burayı kısa sürede bitireceğinden şüphe duymadığını vurguladı.

MALAZGİRT ZAFERİ

Malazgirt’te Sultan Alparslan’ın kendisinden 4 kat fazla askere sahip Bizans ordusunu yendiği zaferin 950. yıl dönümünün kutlandığını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Malazgirt’te her yıl iştirak ettiğimiz törenlerde yaşadığımız atmosfer bize adeta bu zaferin hangi şartlarda, nasıl zorluklarla, fedakarlıklarla kazanıldığını tekrar tekrar hatırlatıyor. Esasen milletimiz kadim çağlardan beri Anadolu’da mevcudiyet göstermiştir. Ancak bu coğrafyanın kalıcı yurdumuz hâline gelmesinin dönüm noktası Malazgirt Zaferi olmuştur. Nitekim kimi takvimlerde ağustos ayı Alparslan ayı olarak geçmektedir. İşte bu sebeple Malazgirt’i bugünkü tapumuzu almamızın miladı olarak görüyoruz. Bu büyük zaferden bir kaç yıl sonra yeni vatanımızdaki ilk devletimiz Anadolu Selçuklu Devleti önce İznik, sonra Konya başkentli olarak kuruldu. Anadolu Selçuklu Devleti yönünü batıya ve güneye çevirerek büyümüş, güçlenmiş, özellikle haçlı seferlerinde çok büyük mücadeleler vermiş, nihayet misyonunu Osmanlı’ya devrederek tarih sahnesinden çekilmiştir. Anadolu merkezli en büyük devletimiz Osmanlı’nın Söğüt’te diktiği ulu çınar yaklaşık 600 yıl yaşamış ve 24 milyon kilometrekareye varan bir etki alanına ulaşmıştır.”

Bu projede de çınarların unutulmamasını isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çamları da unutmayacağız ama çınarlar buradan inşallah bu savunma sistemimizin ne denli güçlü olduğunun en güzel işaretleri olacak. Sonbaharda yaprakları dökülüyor ama bunları biz Cumhurbaşkanlığında olduğu gibi takviyelerle çok daha farklı bir hâle getirebiliriz” ifadesini kullandı.

Birinci Dünya Savaşı’na girdiğinde 2,5 milyon kilometrekareyi bulan toprak bütünlüğüne sahip Osmanlı’nın, geride silinmez izler bırakarak tarihteki yerini Cumhuriyet’e devrettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Osmanlı tarihinde İstanbul’un fethine ayrı bir parantez açmak gerektiğini, binlerce yıl boyunca insanlığın en gözde yerleşim yeri, ticaret merkezi, stratejik geçiş noktası olan İstanbul’un fethinin batı tarihinde çağ açıp çağ kapatacak kadar derin etkiler yaptığını kaydetti.

“ÇANAKKALE’DE VERİLEN MÜCADELE EN AZ MALAZGİRT, EN AZ İSTANBUL’UN FETHİ KADAR ÖNEMLİ BİR DÖNÜM NOKTASIDIR”

Fatih Sultan Mehmet’in millete armağanı olan bu kadim şehrin bugün de dünyanın göz bebeği olmayı sürdürdüğünü vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “İstanbul’un ve Anadolu’nun vatanımız olmasını kabullenemeyenler zaman zaman kendilerini tutamayıp iç dünyalarındaki özlemi hâlen dışa vurmaktadırlar. Gezi olaylarında duvarlara kazınan ‘Zulüm 1453’te başladı’ ifadesi de işte bunlardan biridir. Osmanlı’nın son döneminde kazanılan Çanakkale Zaferi… O kınalı yavrular, o Çanakkale zaferimizin banileridir. Onlar, şahadete yürüdüler, ölmediler. Ama o kınalılar bize bu vatanı bıraktılar. Milletimizin kanının son damlasına kadar vatanını koruma azmi ve iradesinin gerçekten çok büyük fedakârlıklarla ortaya konmuş ifadesidir. Yedi düvelin öyle gizli saklı değil, tüm insan ve teknoloji gücüyle yüklendiği Çanakkale’de verilen mücadele en az Malazgirt, en az İstanbul’un fethi kadar önemli bir dönüm noktasıdır. Sevr’i bir paçavra gibi yırtıp atacak gücü ve kararlılığı Çanakkale’deki mücadelenin başarısına borçluyuz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı şekilde İstiklal Harbi’nin de yeniden diriliş muştusu olarak kabul edilecek bu zaferden alınan ilhamla başlatıldığını ve neticeye ulaştırıldığını belirterek, “Arkasına dönemin en büyük güçlerinin desteğini alan Yunan ordularına karşı bin bir fedakârlıkla kurulan kahraman ordumuzun kazandığı zaferi de Malazgirt’in yeni bir tezahürü olarak görüyoruz” dedi.

“TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ’NİN KURULUŞU, MİLLETİMİZİN BİN YILLIK TARİHİNDEKİ EN ÖNEMLİ BAŞARILARDAN BİRİDİR”

“Ülkemizin o dönemde sahip olduğu yetişmiş insan gücünün önemli bir kısmının canları, kanları pahasına başarıya ulaştırdığımız Çanakkale Zaferimiz ve İstiklal Harbimiz, adeta bize vatanımızı yeniden kazandırmıştır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Gazi Mustafa Kemal’in, düşmanların ‘bir avuç’ dediği ordumuzla hamdolsun bu zafere yürümüş olması… İşte bu millet, ‘imandır o cevher ki ilahi ne büyüktür, imansız olan paslı yürek sinede yüktür’ diyerek zafere yürüdü. Elde kalan vatan toprakları üzerinde inşa ettiğimiz Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluşu, dönemin şartlarını göz önünde bulundurduğumuzda milletimizin bin yıllık tarihindeki en önemli başarılardan biridir. Anadolu’daki üçüncü devletimiz olan Cumhuriyetimiz döneminde de kendi içinde önemli dönüm noktaları yaşadık. Kuruluş dönemindeki heyecan ve başlatılan reformlar daha sonra tek parti faşizminin cenderesi altında akamete uğramıştır. Dün, Çorlu’da iştirak ettiğimiz Taarruzi İnsansız Hava Aracımız Akıncı’nın teslim töreninde de işaret ettim. İstiklal Harbimizin Başkomutanı, Cumhuriyetimizin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal’in geniş vizyonuyla başlatılan pek çok projenin önü daha sonra kifayetsiz zihinler tarafından kesilmiştir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İkinci Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde ve sonrasında yaşanan bu dönemin Türkiye’ye bedelinin çok ağır olduğuna işaret ederek, “Rahmetli Menderes’in ve Özal’ın büyüklüğünü bugün çok daha iyi anladığımız vizyonlarıyla verdikleri mücadeleler maalesef ülkemizi ancak bir yere kadar getirebilmiştir. Bizim son 19 yılda Türkiye’yi demokraside ve kalkınmada geliştirmek için gösterdiğimiz gayretlerin bu derece meşakkatli, bu derece maliyetli, dirençli olmasının gerisinde işte bu uzun gecikme vardır” dedi.

“SAVUNMA SANAYİNDE ARTIK İHRACA BAŞLADIK”

Bu geri kalmışlığın en tehlikeli sonuçlar verme potansiyeli olan kısmının da savunma sanayi tarafındaki zafiyet olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Askerimiz vardı, yüreğimiz vardı, bileğimiz vardı ama tabiri caizse yeterli silahımız yoktu. Gerektiği kadar cephanemiz yoktu. İhtiyacımızı karşılayacak aracımız, gerecimiz yoktu. Kıbrıs Barış Harekâtı bu gerçeği görmemize vesile olması bakımından da hayırlı bir adım olmuştur. Neredeyse 40 yıla yaklaşan terörle mücadele sürecimizin ilk döneminde aynı sıkıntılar yüzünden ülkemizin ne kadar ağır kayıplara uğradığını en iyi buradaki heyet biliyor. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin dışarıdan aldığı destek ne olursa olsun kıytırık bir terör örgütü karşısında adeta eli kolu bağlı hâle düşürülmesine yol açanlar, tarih önünde mutlaka hesap verecektir. Telsiz… Telsizimiz yoktu. Amerika telsizlerimize el koydu, vermedi ve askerimiz maalesef telsiz bulamadığı için susturma tekniğini kullanarak savaştı. Ama şimdi artık bunları biz zaten kendimiz yapar hâle geldik. Bunların ötesine geçtik. Şimdi İHA’mız, SİHA’mız var, şimdi TİHA’mız da var. Ve bunlarla birlikte bundan sonraki süreç savunma sanayinde artık ihraca başladık. Artık ‘ne verirsin’ demeyeceğiz, artık ‘ne alırsın’ diyeceğiz.”

Türkiye’nin bütün bombalara varıncaya kadar her şeyi kendisi üretir hâle geldiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Vesayet dediğimiz bu çarpık zihniyet sadece güvenliğimize değil, demokrasimize ve kalkınmamıza adeta takoz olmuş, her fırsatta takvimi geriye sarmaya çalışmıştır. Daha kötüsü, maruz kaldığımız asimetrik tehdidin en sinsi, en alçak, hain tezahürü olan önce emniyet, yargı teşkilatları, ardından ordu içindeki mensupları vasıtasıyla başlattığı darbe girişimlerine verilen gizli, açık destelerdir” diye konuştu.

“MERDİVEN ALTI ÇALIŞAN YARGI MENSUPLARI OLMAYACAK”

“Şimdi ben FETÖ’ye de sesleniyorum” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çarşamba günü inşallah muhteşem bir yargı binasını da hemen buraya yakın bir merkezde açıyoruz. Artık merdiven altı çalışan yargı mensupları olmayacak. Her şeyiyle muhteşem Yargıtay binasında, Yargıtay mensuplarımız bu çalışmalarını çok daha huzurlu bir ortamda yapacaklar” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin, ebedi vatan Anadolu’yu örtülü işgal projesi olan 15 Temmuz darbe girişimini göğsünü kurşunlara siper ederek geri püskürttüğünü hatırlatarak, bu direnişle milletin hem bu hainlere hem de bunlardan medet umanlara bir kez daha derslerini verdiğini söyledi.

“15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günümüz, bin yıllık vatanımız Anadolu’ya mührümüzü bir kez daha vurduğumuz tarihin adıdır. 15 Temmuz şanlı direnişiyle, bin yıldır her karışını kanla yoğurarak vatan yaptığımız bu toprakların ancak aynı şekilde elde edilebileceğini cümle âleme tekrar ilan ettik” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun, 15 Temmuz öncesi ve sonrasındaki tüm terör saldırılarıyla, sınır ötesi harekâtlarıyla, siyasi ve ekonomik mücadeleleriyle son İstiklal Harbi’nin sembolü olduğuna işaret etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Malazgirt’ten 15 Temmuz’a uzanan tüm bu zaferler silsilesinin kahramanlarını şükranla, hürmetle, tazimle selamladığını dile getirdi.

“TÜRKİYE ESKİSİNDEN DAHA HIZLI VE KARARLI”

Üstesinden geldikleri her badirenin, ülkeye kazandırdıkları her eser ve hizmetin, milletin azmini ve kararlılığını bileyen her başarının, büyük ve güçlü Türkiye’ye giden yolun yapı taşları olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ayağına takılan her çelmeden kurtulan Türkiye, eskisinden daha hızlı ve kararlı şekilde yoluna devam etmiştir” dedi.

Gençlere Cumhuriyet tarihinin en yüksek siyasi, ekonomik, askerî gücüne sahip ülkesini bırakmak için gece gündüz çalıştıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, küresel siyasi ve ekonomik düzenin yeniden yapılanma sürecinde olduğu bir döneme Türkiye’nin sağlam bir altyapıyla giriyor olmasının en büyük avantajları olduğunu söyledi.

Dünyanın son yüz yılda yaşadığı büyük dönüşümleri, kendi iç sorunlarına gömülmüş olması sebebiyle kısmen veya tamamen kaçıran Türkiye’nin bu defa fırsatı en iyi şekilde değerlendireceğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunun için yapmamız gereken istikrar ve güven ikliminin sürmesini sağlamaktır. Milletimizin birliğine ve beraberliğine sahip çıktığımız sürece bu ülkeyi bölmeye, bu devleti yıkmaya Allah’ın izniyle kimsenin gücü yetmez” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Dünyanın her yerinde özellikle de bölgemizde nerede bir acı, nerede bir zulüm, nerede bir yıkım varsa gerisinde parçalanmış bir millet, birbirine düşmüş veya düşman edilmiş bir toplum, bütünlüğünü kaybetmiş bir sosyal yapı vardır. Hamdolsun bizi bugüne kadar böyle bir duruma düşüremediler, inşallah bundan sonra da düşüremeyecekler. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ve bugün temelini atmakta olduğumuz Ay Yıldız Projesi gibi abide yapıların temel işlevleri yanında milletlerin ve devletlerin gücünün de sembolleri olduğuna inanıyorum. İşte bugün bu sembollerden bir tanesinin daha temelini atıyoruz. Dört bir yanını okullarla, hastanelerle, yollarla, köprülerle, tünellerle, barajlarla, nice altyapı yatırımlarıyla donattığımız Türkiye’yi bu tür abide eserlerle adeta taçlandırıyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, temeli atılan projenin ülkeye, millete, bakanlığa ve Türk ordusuna hayırlı olması dileyerek, emeği geçen ve geçecek olanları tebrik etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah nice zaferleri bu eserden yönetmeyi, bu eserle beraber yön vermeyi Allah’tan niyaz ediyorum” ifadesini kullandı.

Törende, Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alay Komutanlığı tüfekli gösteri ekibinin nöbet değişimi gösterisi, törenin yapıldığı alandaki ekranlara yansıtıldı, ayrıca Ay Yıldız Projesi’nin tanıtım filmi gösterildi.

Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Millî Savunma Bakanlığı Ay Yıldız Yerleşkesi’nin minyatürü hediye edildi.

Sahneye davet edilen yüklenici firma Rönesans Holding Yönetim Kurulu Başkanı Erman Ilıcak, projenin 30 Ağustos 2023’te teslim edileceğini açıkladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise tarihin öne çekilmesini istedi. Bunun üzerine Ilıcak, projenin 19 Mayıs 2023’e yetiştirileceğini bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bütün Türkiye dinledi, şahit oldu, 19 Mayıs 2023’te inşallah bu güzel merkezi yerleşkenin açılışını yapıyoruz” dedi.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın okuduğu duanın ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ve beraberindekiler tarafından butonlara basılarak Ay Yıldız Yerleşkesi’nin temeli atıldı.

Törene, TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, bazı bakanlar, TSK komuta kademesi, Yüksek yargı organlarının başkanları da katıldı.

DAHA FAZLA HABER

HABERLER

Haziran 2021
P S Ç P C C P
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
282930  

Genç Gazeteciler

Enerji4 sene ago

DONNY CHİNG,SHELL

Sayın DONNY CHİNG bilginize ; Türkiye deki Bazı Yöneticiler SHELL.’DEKİ Konumlarını ve yetkilerini Kötüye kullanarak Gözlerine kestirdikleri bayilere Tuzak kurarak...

Enerji4 sene ago

SHELL GLOBAL HELPLINE

The Board of Royal Dutch Shell plc | SHELL GLOBAL | bilginize ; Türkiye deki Bazı Yöneticiler SHELL.’DEKİ Konumlarını ve...

Genç İş Dünyası4 sene ago

Koç Holding Otomotiv Grubu Başkanlığı’nda Görev Değişimi

Koç Holding’den Kamuoyu Aydınlatma Platformu’na yapılan açıklamada 1 Nisan 2022 tarihinde gerçekleşecek Olağan Genel Kurul Toplantısı itibarıyla Cenk Çimen’in emekliliği...

Dünya4 sene ago

Fiat 500, İngiltere’de “En İyi Şehir Otomobili” Seçildi

Yeni Fiat 500 bir ödül daha kazandı. Fiat markasının ikonik modeli, 2022 İngiltere Yılın Otomobili (UKCOTY) ödülleri kapsamında “En İyi...

Genç İş Dünyası4 sene ago

Isparta Petrol Turizm, Yeni Mercedes-Benz Sprinter’lerini teslim almaya başladı

Isparta ve Antalya şehirlerinde turizm ve yolcu taşımacılığının önde gelen şirketlerinden Isparta Petrol Turizm, siparişini verdiği 30 adet Mercedes-Benz Sprinter’ın...

Dünya4 sene ago

Pegasus, IATA Travel Pass’i misafirlerinin kullanımına sunan ilk hava yolları arasında

Pegasus, IATA Travel Pass uygulamasının pilot çalışmalarını başarıyla tamamlayarak, IATA’ya üye olan ve dünyada bu uygulamayı yurt dışı uçuşlarında misafirlerinin...

Genç İş Dünyası4 sene ago

Akinon’un CMO’su Serra Yılmaz atandı

Dijital Ticaret Platformu Akinon’un Türkiye ve global pazarlama operasyonu, teknoloji sektörünün deneyimli ismi Serra Yılmaz atandı Serra Yılmaz : İstanbul...

Genç İş Dünyası4 sene ago

Özden Önaldı : Yapı Kredi’de Üst Düzey Atama

Yapı Kredi’nin İnsan Kaynakları Organizasyon ve İç Hizmetler Yönetimi’nden Sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı görevine Özden Önaldı atandı. Özden Önaldı :...

Genç İş Dünyası4 sene ago

ZEYNEP KULALAR, QNB Finans Invest Yönetim Kurulu Üyeliğine atandı

ZEYNEP KULALAR 1971 doğumlu olan Zeynep Kulalar, 1994 yılına ODTÜ İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İşletme bölümünden mezun oldu. Eylül 1994-...

Dünya5 sene ago

Dev Yatırımlar | Cumhurbaşkanı Erdoğan, Milli Savunma Bakanlığı Ay Yıldız Projesi Temel Atma Töreni’ne katıldı

“30 Ağustos ruhunu nesilden nesile aktararak istiklalimize ve istikbalimize sahip çıkmaktaki kararlılığımızı tüm dünyaya göstereceğiz” Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Savunma Bakanlığı...

Genç İş Dünyası

seers cmp badge